reklam-4-reklam-33-unsal-branda-copy.jpg
SEVR'E GİDERKEN
Kenan ÖZEK Kenan ÖZEK
20.08.2022 12:27
Bu konuyu çok yazdım ama hala Osmanlı imzalamadı ki diyenler var. Vahdettin kabul etmedi ki diyenler var.
Şimdi sırasıyla ayrıntılı olarak tekrar yazıyorum;

İtilaf devletleri hazırladıkları Sevr anlaşmasının şartlarını Osmanlı'ya bildirmek için 22 Nisan 1920 tarihinde Osmanlı hükumetini Paris'e davet etti.

Sadrazam Tevfik Paşa başkanlığında 29 kişilik bir heyet Paris'e gitti.

11 Mayıs'ta anlaşma şartları Fransız Dış İşleri Bakanlığı salonunda Osmanlı heyetine anlatıldı.

Tevfik Paşa bu şartların asla kabul edilemeyeceğini hükumete bildirdi.

İtilaf devletleri bunun üzerine Osmanlı'ya 1 aylık süre verdi.

Anlaşma şartlarını duyan Anadolu halkı da isyan etti. Cuma namazı çıkışlarında özellikle İstanbul'da kalabalık protesto gösterileri yaptı.

Bunun üzerine Sadrazam Damat Ferit başkanlığında bir Osmanlı heyeti, belki anlaşma şartlarını biraz yumuşatırım umuduyla 12 Haziran 1920'de Paris'e gitti.

Ancak Osmanlı heyeti Fransa'da tutuklu muamelesi gördü. Hakaretlere uğradılar. Müttefikler Anlaşma şartlarını asla değiştirmeyeceklerini söylediler.

Anlaşmanın imzalanmaması halinde neler yapacaklarını da anlatıp Osmanlı'ya ültimatom verdiler.

Aynı zamanda Yunan ordularına Anadolu içlerine ilerleme talimatı verdiler.
Bu talimatla Yunan ordusu Ege'de yeni birçok şehri ve kasabayı işgal etti.

İtilaf devletleri anlaşma imzalanmazsa İstanbul'u da Yunanlılara vereceğini söyleyerek tehditler savurdu. 

Bunun üzerine 22 Temmuz 1920 günü Osmanlı devlet erkanı sorunu görüşmek üzere Yıldız Sarayında toplandı.

Saltanat şurası oluşturuldu.
Toplantıya 50'ye yakın devlet adamı katıldı. 

Padişah Mehmet Vahdettin, Damat Ferit Paşa, Abdulmecit Efendi, Şeyhülislam Dürizade Abdullah Efendi ve diğer devlet görevlileri katıldı.

Konuşmacılar anlaşmayı imzalarsak hiç olmazsa küçük de olsa Osmanlı'nın varlığını sürdürebileceğini, aksi takdirde tamamen yok olacaklarını anlattılar.

Kimse itiraz etmedi, edemedi.
Padişah Vahdettin bunun üzerine oylamaya geçti.

Bu kararları imzalayalım diyenler ayağa kalksın, ret edenler yerinde otursun dedi.

Herkes ayağa kalktı.
Sadece Topçu Feriki Rıza Paşa çekimser kaldı.

Mustafa Sabri ve Hadi Paşa da mutlaka Sevr'in  imzalanmasını istediler.
Aksi intihar olur diyorlardı.

Sevr saraya dokunmuyordu. Halife Padişah İstanbulda oturabilecekti. Osmanlı'nın Sevr Anlaşmasını imzalamayı kabul ettiğini duyan Lloyd GEORGE ingiliz parlemantosunda bir konuşma yaparak:
"Türkiye artık yoktur".  Dedi. 

İtilaf devletleri sadece Sevri imzalama tehdidi savurmakla kalmıyor, aynı zamanda Osmanlı idaresinden, Anadolu'daki milli mücadele hareketini de derhal durdurmalarını emrediyordu.

Vahdettin ve Damat Ferit bu Anadolu isyanını, yani Milli mücadelecileri mutlaka bastıracaklarına dair İtilaf devletlerine söz verdiler.

23 Temmuz 1920 günü Sevr'i imzalayacak olan heyet, Rıza TEVFİK, Hadi Paşa, Bern Elçisi Reşat Halis Paris'e hareket ettiler.

Bu üçlü, Osmanlı Devleti adına 10 Ağustos 1920 günü öğleden sonra saat 16.00 da Sevr Anlaşmasını imzaladılar.

Bunun üzerine başta Damat Ferit, Şeyhülislam ve Vahdettin'e yakın tüm din adamları Sevr'i imzalamakla İslam adına ne büyük bir hayırlı iş yapıldığını, imzalanmasaydı İslamiyetin, Halifeliğin Anadolu'da silineceğini bunun da çok büyük günah olacağını Anadolu Müslümanlarına anlatmaya devam ettiler.

Yani Osmanlı'nın kalan bu gücüyle işgalci devletleri Anadolu’dan çıkarmasının asla mümkün olamayacağını, bunu Almanya ile birleşerek dahi yapamayıp yenildiklerini, şimdi düşmanların her istediğini koşulsuz kabul etmezsek tamamen yok olunacağını Müslümanlara anlatmaya devam ettiler.

Bu kararlılıkla da milli mücadeleye her türlü engeli yaptılar.

Atatürk'ü görevden attılar, rütbelerini söktüler, yetmedi idamına karar verdiler.

Ama Mustafa Kemal yine vazgeçmedi.
Ölümün her türlüsünü göze alarak vatanını, milletini, Müslüman halkını bağımsızlığına kavuşturdu.

Halife, Şeyhülislam ve yakın çevresi sadece Sarayı kurtarma karşılığında Müslümanları feda edip esarete sürüklerken,
Mustafa Kemal kendini feda edip Müslümanları esaretten kurtarmayı tercih etti. 

Atatürk'e neler borçlu olduğumuzu buna göre tekrar düşünelim,
O'nun ne büyük bir olağanüstü tarihi mucize yarattığını daha iyi anlayalım. . 


Kaynak:
Prof. SEHA L. MERAY
Devletler hukuku profesörü. 
(-Sevr anlaşması - kitabından)
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan Denizli Haber Ajansı - Denizli'nin Haber Kaynağı sorumlu değildir.
Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. YORUM YAZ
DENİZLİ HABER AJANSI FACEBOOK
Kenan ÖZEK Diğer Yazıları