reklam-4-reklam-33-unsal-branda-copy.jpg
reklam-9-alfa.jpg
DEVALÜASYON
Kenan ÖZEK Kenan ÖZEK
15.08.2019 14:56

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları -Devalüasyon- sözcüğünü ilk defa 1946 yılı 7 eylülün de tanımıştı.

 

O yıl, büyük bir aşkla ve hayranlıkla ABD'nin koynuna girmeye başladığımız yıldı.

Ekonomik ve siyasi işbirliği andlaşmaları başlatılıyordu.

 

7 eylül 1946 günü paramızın değeri bir dolar karşısında, 1.25 kuruş iken, 2. 80 kuruşa düşüverdi. Yani çok sevdikleri özgürlükler ve adaletler ülkesi ABD, - benimle işbirliği yapacaksan, önce senin tüm varlıklarınla benim karşımda yüzde yüz değersizleşmeyi kabul etmen gerekir- demişti.

 

Öyle yaptık.

Yüzde 100 den fazla devalüasyon yapıldı. ABD öyle istemişti. Paramızın değeri bir gece de yarıdan daha aza indiriliverdi.

 

Bu kararın mimarı o günkü Maliye bakanı Halit Nazmi Keşmir - bu operasyon bizim fiyatları yükseltmez, çok ta endişelenmeyin- dedi. .

 

Artık bir kaç yıl, dolar Türk parasının üç katı değerinde seyretti.

 

Menderes döneminde ise, aynı yoldan devam edilerek, ABD 'ye verilen çok yönlü tavizler beş kat ileri götürüldü. Hatta ABD için Kore'de öldük.

 

Artık bu tavizlerden aldığı güçle ABD, tüm ekonomik, siyasi, Dini ve kültürel yaşantımızı tam anlamıyla yönetmeye başlamıştı.

 

Uçak fabrikamızı, uçak motoru fabrikamızı böyle kapattık. Köy enstitülerimizi bu talimatlarla kapattık.

 

Diğer fabrikalarımızı bu mantıkla bilerek zarar ettirmeye ve tümüyle satmak için zemin hazırlamaya başladık. Devletin gelirini azaltmak ve borcunu çoğaltmak için, ABD'nin tüm kurumlarından gelen emirlere harfiyen uyduk. Buna karşı çıkmak doğrudan Komünistlik diye damgalandığı için, başka seçenek bırakılmadı.

 

Oysa Allah'ını seven herkesin, vatanının seven herkesin buna kesin karşı çıkması gerekirdi.

1970 li yıllarda da parça parça devalüasyonlar devam etti.

 

Sonra geldik 24 Ocak 1980 tarihine.

24 Ocak 1980 ekonomik kararlarından sonra, Turgut Özal Türk paramızın değerini öyle düşürdü ki, Cumhuriyet hükümetlerinin toplamının 56 yılda bastığı parayı 56 günde basıverdi.

Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit hükümetlerinde de devalüasyon devam etti.

 

Son AKP iktidarının ilk yıllarında liranın sonundaki sıfırlar atıldı. Lira dolara eşitlenmiş gibi gözükmüştü.

 

Buna rağmen, gizli ve sürekli devalüasyonlarla, 15 senede lira, 5 kat değer kaybediverdi.

Hem yeraltı, yerüstü tüm gelir kaynaklarımız satıldı, hem ayrıca ödenemez borçlar yapıldı.


Devalüasyon demek; dünyanın en büyük soyguncularının, diğer toplumların tüm gelirlerine zorla el koyma ve borçlarını masa başında çoğaltma hadisesidir.


Velhasıl:

Dünya ülkelerinin bu sistemli soygundan kurtulabilmesi için tam bir işbirliği yapmaları şarttır. Yöneticilerini buna mecbur edecek olan, halktır.


Alkışlarınızı iktisatlı kullanın.

-Ülkenin biriken sorunlarının sebeplerini ve dönemlerini tek tek açıkladığım halde: insanlarımız, - - yok bizim parti öyle şey yapmaz, yapmamıştır, hepsi öbür partinin suçudur - - demeye devam ediyor.


Onun için iyiye doğru ilerleme kaydedilemiyor. 

BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan Denizli Haber Ajansı - Denizli'nin Haber Kaynağı sorumlu değildir.
Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. YORUM YAZ
DENİZLİ HABER AJANSI FACEBOOK
Kenan ÖZEK Diğer Yazıları