reklam-4-reklam-33-unsal-branda-copy.jpg
reklam-9-alfa.jpg
EMEVİLER VE İKTİDARLAR
Kenan ÖZEK Kenan ÖZEK
10.06.2019 13:16

İslamiyet anlayışında, Muaviye ile beraber toplumsal yarardan çok, bireyin çıkarını sağlamak esas amaç oldu. Muaviye’nin yarattığı bu hükumet şekli, tüm yöneticilerin mensup olduğu –Ümeyye oğulları -Kabilesinin çıkarlarını sağlamaya yönelikti.

 

Emevi’lerin zorbalıkları yüzünden, soylu Müslüman milleti arasından İslam hukuku ve İslam şeriatı davasıyla ayaklanan ashaptan seçkin kimseler, en kötü bir şekilde Emeviler tarafından kahıra uğratıldı.

 

Dine göre saygı duymakla sorumlu bulundukları ve içerisinde kan dökülmesi haram olan Mekke şehrini ve Allah’ın evini (Kabe’yi) mancınıkla taşa tuttular. Mekke’de birçok büyük ashabın kanını döktüler.

 

İçlerinden bir serseri de kendilerini Müslüman milletin hukukunu gasptan vazgeçmeleri konusunda uyaran Mekke halkından intikam almak için, halkın kıblesi olan Allah’ın evine atlarını bağladı. Kabe günlerce at ahırı halinde kaldı.

 

Sonsuza kadar Müslümanların kalbini üzüntüye sokan bu olayı acaba Muaviye’nin iddia ettiği gibi Hilafet adına mı uygulanıyordu, yoksa Emevilerin saltanat ve zorbalıkları adına mı ?.

 

Bunlardan daha tehlikeli, daha zararlı olarak da Şeriatta yasaklanmış ve kınanmış olan

“Kabile gücü, Kabile çıkarı” ortaya çıkarıldı.

 

Bu kabile ve aşiret ayrımcılığı, bugün din öğretim merkezlerinde bilerek yanlış öğretilen, “Millet, kavim ve vatan “ hassasiyetinin ortadan kaldırılması demek değildir.

 

İslam şeriatının amacına aykırı olan, Millet ve vatan değerleri değildi.

Kabile, aşiret, sınıf ve grup menfaatini öne çıkaran, kabile işbirliğini öne çıkararak, diğerlerine büyük haksızlıklar yapılması uygulaması idi.

 

İslam’da hükumet, bütün Müslümanların gücüne, çıkarına dayanması gerekirken, İktidar, Emeviler’e ayrılmıştı. Görevler ve yetkiler Emeviler’e bırakıldı. Diğer kabileler, bu kabilenin zorbalığına kurban edildi.

 

Ümmetin işlerinde, tasarrufu ve hareketlerini, bunların kendi vicdanlarından başka denetleyen, gözcü, müfettiş kalmadı. Devlet başkanını seçme ve azletme hakkı kendilerinin, hükümdar kendileri, kuvvet kendileri oldu.

 

Kendi vicdanından başka bir denetleyici kalmayan bir saltanat ve zorbalık idaresi, elbette kendi saltanat ve zorbalığının güçlendirilmesi adına, hiç korkmadan Allah’ın evini taşa tutar, hatta atlarına ahır yapabilirdi. Aynen böyle yaptılar.

 

Ve böyle bir zalim gücün, Allah’ın emirleri, Peygamberin hadisleri konusunda ne büyük saptırmalar uydurabileceğini hep beraber düşünelim.

 

Çünkü: İktidar bunlara teslim idi, Din bunlara teslim idi, tüm yönetim ve karar bunların hâkimiyetinde idi. Ve saraydaki danışmanları da birkaç uyanık Yahudi idi.

 

İşte bu dönemde uydurulan on binlerce sahte Hadis olayının zararını Müslümanlar 1400 yıldır çekmekte.

 

O dönemde İslamiyet’in, HZ Muhammed fikirleri ve mücadelesi aleyhine dönüştürülmüş yeni şekli, Dinin temel esasları haline getirildi.

 

Hz. Muhammed’in hem soyu kurutulmak istendi. Hem de, ahlak ve adalet üzerine kurulu fikirleri, amacı, mücadelesi kökten kazınmak istendi.

 

İkisinde de büyük oranda başarılı oldular. Bugünkü, Allah’tan, adaletten, ahlaktan ve vatan duygusundan uzak dincilik aşamasına böyle gelindi. 

BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan Denizli Haber Ajansı - Denizli'nin Haber Kaynağı sorumlu değildir.
Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. YORUM YAZ
DENİZLİ HABER AJANSI FACEBOOK
Kenan ÖZEK Diğer Yazıları